KARİKATÜRDE TAŞRA VE ISTANBUL AYIRIMI PDF Yazdır e-Posta

Her sivil toplum örgütlerinde, her kültür hareketlerinde olduğu gibi Türk karikatür hareketinde de dönem dönem lokomotifler oluşmuş ve o lokomotifler “Türk karikatürü” nü bir yerlere taşımaya çalışmıştır. Bu hareketler geçmiş dönemlerin iletişim eksikliklerine ve daha kısıtlı imkânlarına rağmen birer kilometre taşı olmayı başarmıştır. Bu hareketlerin lokomotifi bazen kişiler olmuş, bazen guruplar olmuş, bazen üretilenler, bazen de dernek olmuştur. Ancak, hep taşrada yaşayan bir karikatürist olarak bir şeyi gözlemledim. Karikatür ve karikatürcü bölgesel ayrımı hep yaşadı. İki ana gurup, olağan bir süreç sonucu oluştu. 1- Taşradaki karikatür ve karikatürcüler;

Taşradakiler içinde bulundukları şartlara bağlı kalarak hep amatör bir ruhla üretmeye çalışan, dağınık ve örgütlenmeden yoksun bireysel varlık savaşını sürdüren bir görüntü sergilemekte. Karikatür adına yapılan şeyler kısa ömürlü ve sesi kısık olmaya hep mahkûm olmuş.

2-İstanbul’daki karikatür ve karikatürcüler;

İstanbul; medyanın-yayımcılığın merkezi. Karikatürün ve karikatürcünün de taşradakilere göre daha iyi imkânlara sahip olduğu bir ortam. Karikatürcünün karikatür çizerek ya da karikatürcü yeteneğini kullanarak profesyonelce çalışabileceği bir ortam. Taşraya göre daha şanslı görünüyorlar…

Maalesef burada bir nokta daha ortaya çıkıyor, bence… O nokta da maddi çıkarların çatışması… Eğer bir takım (buna örgüt-toplum da diyebiliriz) ruhu oluşmamışsa, insanlar bireysel menfaatlere karşı daha hassas oluyor. Bireysel menfaatler ortaya çıkınca da profesyonelce rekabetin de (kabiliyetin ağır bastığı) dışına çıkılıyor. Kimi bir lokma ekmeğe fit olurken kimi unvan, kimi de masa kapmak için uğraşır hale geliyor. İşte bu nokta da birlik-beraberlik kavramı ortadan kalkıyor. Kalkıyor, çünkü bunu sağlayacak sağlam bir sosyal yapılanmanın varlığını da göremiyoruz. Karikatürcüler Derneği’nin bu birlik ve beraberliği sağlayacak bir yapılanmayı sağlaması, karikatürcünün sosyal-kültürel haklarını korurken aynı zamanda da karikatürcü için manevi bir takım kazançların yanında maddi kazanç sağlayabileceği bir takım oluşumlara-organizasyonlara girmesi de gerekir. Gerekir ki karikatürcümüzün mensubiyet duygusunu sağlamlaştırabilsin. Birlik ve bunun sonucunda da paylaşım ruhunu oluşturabilsin.

Bunun için birçok şey yapılabilir. Bu konuda söylenecek, önerilecek birçok şey çıkabilir. Ancak buna sahip çıkacak; saygın, gönüllü olarak ve gerçekten çalışma- hizmet amacıyla oluşmuş yönetimlere sahip meslek örgütümüz oluşturulabilsin. Dernek yönetimindekilerin iyi niyetinden kuşkum yok. Ancak vaktini ve naktini dernek çalışmalarına ayırabilecek insanların çoğunlukta olması gerekir. Bu tür çalışmalar özveri ağırlıklı çalışmalardır.

Birlik ve beraberliği sağlayacak olan yönetimdir. Böyle bir yönetimi seçmek de biz üyelerin takdirine ve yetkisine bağlıdır (Ben Denizli’ den İstanbul’ a gelip de hiç oyumu kullanamadım ama… Belki de bunun için (oy beklentisi olmadığından) şimdiye kadar kimse arayıp sormadı. Sadece Kamil Yavuz’ un yönetimde olduğu günlerde ve sonrasında önerilerimizi ve katkılarımızı isteyen kısa mektuplarını hatırlıyorum.). Neler yapılabilir ile ilgili olarak başta da belirttiğim gibi uygun bir yönetim olursa çok parlak fikirler ortaya çıkacaktır. Çünkü karikatüristler zaten icatçı ruhlu insanlardır. Ama uygun bir dernek yönetimi olmazsa bir çok şey bizlerde birer ukde olarak kalacaktır. Örneğin: 5-10 yıl önce Abdülkadir Uslu ve Hakkı Uslu olarak karikatürün ilköğretim ve liselerde seçmeli ders olarak okutulması gerektiğini, karikatür çizgisinin ders kitaplarında,ders araçlarında kullanılması gerektiğini, karikatürün kazandıracağı yetilerle çocukların ders öğrenmesinin daha kolay olacağı nı belirterek gerekçelerimizle birlikte dönemin milli eğitim bakanına, kültür bakanına, başbakanına iletmiştik. Karikatürcüler derneğine de bu önerimize destek olmaları konusunda yardıma davet etmiştik. Yazımızı bültende yayınladılar. Sonraki sayısında da eleştirel bir yazı yayınlandı… Dernekten bize de bir şey söyleyen soran olmadı. Hasan Efe’ den başka hiçbir arkadaşımızın da bize ulaşıp bir şeyler söylediğini de hatırlamıyorum…

Bu sene satranç okullarda seçmeli ders olacakmış. Karikatür de olamaz mıydı?.. Olsaydı ve karikatüristlerin de derslere girmesi sağlanabilseydi keşke… Hem üç-beş kuruş kazanırlardı hem de mizah yeteneği olan gençlerin Türk-Dünya mizahına kazandırılması sağlanabilirdi.

AKU (Abdülkadir Uslu)-Denizli
(www.donquichotte.at )

 
mod_vvisit_counterBugün76
mod_vvisit_counterDün114
mod_vvisit_counterBu Hafta485
mod_vvisit_counterBu Ay363
mod_vvisit_counterToplam30471