| KARİKATÜRÜN EĞİTİM KAYGISI |
|
|
|
|
Karikatür ile ilişkiniz nedir, karikatürü tanıyor musunuz bilmiyorum. Eğer çok ilgilenmiyorsanız bu yazının başlığını yadırgayabilirsiniz. İtalyanca’ dan gelen karikatürün kelime manasının; “Anlam yüklemek, hücum etmek…” olduğunu biliyoruz. Karikatürün tanımını sorarsanız, kısaca; “Çizgi ile mizah yapmak” diyebiliriz. Buradan anlaşıldığı gibi çizgi, mizah çizgisi olmalıdır. Yani; karikatür çizgisi, resim çizgisi değildir. Çizgide bir abartı söz konusudur. Çizgide abartının yanında konuyu ele alışta da abartı vardır. Abartılı davranmada amaç, vurgulanmak istenen konuyu öne çıkarmaktır. Böylece dikkati konu üzerine çekerek mesajın etkisini artıracaktır. Eleştirilen konunun ciddiyetini vurgulayacaktır. Nezih Danyal karikatürü tarif ederken; “Karikatür; abartılı, gülünç çizgilerle gülmece yapma sanatıdır. Karikatürün gülmecesinde eleştiri önde gelir.”(1) Diyor. Karikatürde, “eleştiri” hep vardır. Eleştirinin hedefi ise tıpkı eğitmen gibi doğruyu, güzeli, iyiyi ortaya koymaktır. Eleştirebilmek için de takdir edersiniz ki yeterli ve güçlü olabilmek gerekir. Daha da ötesi öneriler-çözümler sunabilecek kadar da iyi olmalıdır. Eğitici görevini yerine getirmek zorunda olan Karikatür çizeri bu düzeye ulaşmak zorunda olduğunun farkındadır. Çizdiği karikatürlerde de bunu yansıtarak görevini yapmaktadır. Mustafa Doğruer; “karikatür her şeyden önce iyiyi, doğruyu, güzeli savunmada bir araçtır, bir savaşım aracı.” (2) diyor. Cemal NADİR ise karikatürün tanımını yaparken; “O ne bir palyaçoluktur ne de göbek attıran, çeneleri ağrıtan kahkahadır. Bence karikatür, insanın beyninin muhtaç olduğu tebessüm ve düşünmeyi temin eden bir güncel sanat olmalıdır.” (3) demiştir. Öğretmen-karikatürist Hasan EFE; “Karikatür sanatı, diğer görsel sanatlardan farklı bir özellik gösterir. Sanat insanda güzel duyguların öne çıkmasında büyük bir öneme sahiptir. Bizler bir şeyler öğrenmeyiz, sanatla hissederiz, duyarız ve yaşarız. Güzel bir tatla dolar yüreğimiz yani karikatür ile dolaylı iletişim içine gireriz. Bu nedenle karikatür doğrudan doğruya öğretmez. İçinde üç öğeyi taşıdığı için diğer sanatlarla farklılık gösterir. Bu üç öğe de: Çizgi: çizgi olmadan karikatür olmaz. Çizgiyi resimde, grafikte, vb. sanatlarda kullanabiliriz. Mizah: Mizah olmadan karikatür olmaz. Mizahı fıkralarda, öykülerde, filmlerde, vb. kullanabiliriz. Düşünce: Düşünce olmadan karikatür olmaz. Düşünceyi bilimde, teknikte, politikada, ekonomide, eğitimde, vb. alanlarda da kullanabiliriz.” Demektedir. (4) Başka bir eğitmen-karikatürist prof. Atila Özer; Eğitimin temel amacı iyi insan, iyi vatandaş yetiştirmektir. “Mizahın temel amacı da kişilerin ve kurumların bürünmek istedikleri kimlikle, gerçek kimlikleri arasındaki tutarsızlığı sergilemek, bu yoldan giderek toplumu, insanlığı uyarmaktır.” (5) derken, karikatür ile eğitim arasındaki ilişkiyi özetlemektedir. Anlaşılıyor ki; karikatür varolduğu sürede, varoluş nedeni olan işlevini yerine getirmeye çalışmıştır: Savaşmıştır, savaşmıştır, savaşmıştır. -Kimle? -Tabii ki kötüyle, yanlışla,vb… -Niçin? -İyiyi,doğruyu,vb… inşa edebilmek için. -Bu kadar zahmetin nedeni nedir? -Mutlu yaşanabilir, güzel bir Dünya inşa etmek isteği. “Karikatür, hiçbir zaman fena düşünmez.”(6) Çünkü karikatürün merkezinde insan yer alır. İnsanlık için özlenenleri yine insanlar yapacaktır. Bunu yapacak neslin bunu istemesi, bunu yapabilecek yapıya ulaşabilmesi gerekir. Yani eğitilmelidir. İşte karikatürün koşuşturması bundandır. Çizer bir yandan toplumu, insanları, çevreyi tanımaya çalışırken, sosyal, kültürel, ekonomik olayları takip edip incelerken bir yandan da bıkmadan, usanmadan sıkıntısını anlatmaya, mesajını hedefine iletmeye çalışmıştır. Ancak farklı yaştaki, farklı çevredeki, farklı ilgi alanlarına sahip, farklı mesleklerdeki, farklı kültür ve eğitim düzeyindeki insanlarla iletişim kurmak çok da kolay olmamıştır. Çünkü, seslendiği kitlenin zihinsel olarak hazır olması da gerekmektedir. Karikatür bir yandan da bunu sağlamaya çalışmaktadır. Öte yandan karikatürün, okuyanların-izleyenlerin anlama, yorumlama hızını artırdığı bir gerçektir. O nedenle karikatür ulaştığı hedeflerin eğitiminde etkili olduğu kadar, eğitime hazır bir kitle oluşumunda da rol oynar. Karikatürler, gözlemleyerek en ince detaylara kadar incelenen ve sonra bu detayların sadeleştirilerek olayların tanımlanmasıyla oluşturulan vurucu mesajlar içerir. Bu nedenle yere sağlam basan karikatürün, bilgilendirme ve düşündürme işlevi de karikatürün eğitimdeki etkisini artırır. Bakıyorum da karikatür dendiğinde; hep “Gülmece” akla geliyor. Lakin karikatür, ciddiyetini korumuş olan bir sanattır. Karikatürdeki mizah öğesi sırf güldürmeye yönelik olarak ele alınmamalıdır. Dikkat edilirse karikatürdeki mizah gücünün eğitimi rahatlattığı görülecektir.. Yazar Muzaffer İzgü, fıkraların mizah gücünü değinirken; düşünmenin konuşmadan daha önemli olduğunu anlatıp, “hem düşündürüyor, hem güldürüyor. Böylece sağlıklı gülme gerçekleşiyor” diyordu. “Çocukları gülerken, düşünmeye yöneltmek ve mizah yönlerini geliştirmek için ilkokullarda haftada iki ders gülmece dersi okutulmasını” önermişti.(7) Kabul edersiniz ki eğitimin yaşı ve zamanı yoktur. Her an eğitime katkı sağlanabilir. Sağlıklı bir kişilik oluşumunda eğitimin etkisi tartışılamaz. Aileden başlayan eğitim, okul ve çevre ile şekillenecektir. Karikatürün taşıdığı eğitim kaygısı göz önüne alınarak eğitimde kullanılabilecek en iyi araç ve malzemelerden biri olduğu kabul edilmelidir. Karikatür yeterince anlaşılabilse, eğitimin otoriter baskısını güler yüzüyle yumuşatarak kaliteli birey yetişmesinde daha etkili olabilecektir.
KAYNAKÇA: 1- DANYAL Nezih, Haydi Karikatür Çizelim, 1992, Ankara. 2- KAR İsmail, Karikatür Sanatı, 1999, Adana. 3- KAR İsmail, Karikatür Sanatı, 1999, Adana. 4- EFE Hasan, Merhaba Gazetesi, 1998 ocak, Ulm-Almanya. 5- ÖZER Atila, Kuramsal ve Uygulamalı Karikatür, 1998, Eskişehir. 6- DABAN Mümin, Uygulamalı Karikatür Çizim Tekniği, 1992, İstanbul. 7- Yeni Asır Gazetesi, 14 Aralık 1994, İzmir. |














